Zaman nedir? Zaman hayatın ta kendisidir. Zamanı boşa geçirmek, aslında hayatı boşa geçirmektir. Zaman ne başka bir şeyle değiştirilebilir, ne de durdurulabilir, ne bulup temin edilebilir, ne de geriye döndürülebilir. İnsan sınırlı bir hayata sahip olması sebebiyle zamanı en faydalı, en değerli, en tesirli şekilde kullanmak mecburiyetindedir. Zamansızlıktan şikâyet edenlerin çoğu, zamanı iyi kullanmayı bilmeyenlerdir.  Zaman ile insan arasında birbirine hâkim olma savaşı vardır adeta… 

Zaman kolay tarif edilemeyen, üzerinde çeşitli yorumlar yapılan, çeşitli suallere cevap olan hatta felsefecilerin “Dünyada en uzun ve en kısa olan, en yavaş ve en hızlı hareket eden, yekpare olan veya parçalara bölünebilen, hem hiç alaka duyulmayan ve hem de üzüntü verebilen, o olmayınca hiçbir şey yapılamayan nedir?” sorusuna “Zaman…”  diye cevap verilmiş, sebebi de “Çünkü ondan daha uzun, ondan daha kısa bir şey yoktur. Bütün yapmak istediklerimizi içinde kaybedecek kadar kısadır, bekleyenler için en yavaş geçendir. Haz alarak yaşadığımız anlar için en çabuk yol alandır. Yekparedir; ama sonsuzluğa doğru küçük parçalara bölünerek yayılır. İnsanlar ona karşı ilgisizdirler; ama onu kaybedince çok üzülürler. Onsuz hiçbir iş yapılamaz.” şeklinde izah edilmiştir. 

 Her “an” zamanın bir parçasıdır. Şahsi ve sosyal hayatımızın belirli bir plan ve düzen içinde akışını sağlamak için her anımızı çok iyi kullanabilmeliyiz. Buna da zaman idaresine azami dikkat göstererek ulaşabiliriz. Çünkü planlanmayan zaman, kayıp zamandır.

Zamanın kullanılması veya planlanması bir alışkanlık meselesidir. Mutlaka bu alışkanlığı kazanmak gerekir. Bir prensip olarak “En kötü plan bile plansızlıktan iyidir.” diyen görüş sahiplerine katılmamak mümkün değildir. Zamanın planlanıp kullanılmasını dört basamakta inceleyebiliriz:

  1. Öncelikle bir zaman kütüğü veya zaman çizelgesi hazırlanmalıdır. Zaman çizelgesi bir insanın günlük zamanını nasıl harcadığını, analiz etmeye yarayan bir vasıtadır. Bu analizi yapabilmek için 24 saat 15’er dakikalık dilimler halinde bölünür. Bir hafta süreyle yapılan bütün işler kaydedilir. Sonra hangi işler için ne kadar zaman harcandığı belirlenir. Lüzumsuz yapılan işlere veya mühim olanlara ne kadar zaman ayrıldığı açıklığa kavuşturulur. 
  2. Günlük zamanın nasıl kullanılacağını gösterir bir plan hazırlanır. Bu planın yazılı olması şart değildir. Ancak ertesi güne mutlaka planlı girmek önemlidir. Bu plan hazırlanırken şu hususlara dikkat etmelidir: Günlük, haftalık, aylık işler tespit edilir. Yapılması düşünülen işlerin sebepleri araştırılır. Faydası belirlenir. Bu işin hiç yapılmaması durumunda ne olabileceği düşünülür. Bu iş bir başkasının yapıp yapamayacağı üzerinde durulur. İşler her gün en önemliden en önemsize doğru sıralanır. 
  3. Planın uygulanması: En önemli iş ilk önce; en zor iş, en enerjik zamanda yapılmalıdır. Kolay işler zor işler arasına serpiştirilmeli, önemsiz işler en verimsiz saatlere yerleştirilmelidir. Fazla teferruata girmeden aşırı titizliğe kaçmadan çalışılmalıdır. Önemsiz kararlar çabuk verilmeli, aynı özellikteki işler aynı grupta toplanmalıdır. 
  4. Günün bitiminde zamanın nasıl harcandığı kontrol edilip o günün muhasebe ve murakabesi yapılmalıdır. 

Her günün sonunda aşağıya çıkarılan soruları veya benzer soruları kendimize sorabilmeliyiz: Günlük hedefler belirledim mi? Belirlediysem ve zaman tahsisi yaptımsa bunlar bana faydalı oldu mu? Herhangi bir mâni ile karşılaşmadan en fazla çalıştığım saatler hangileriydi? Engeller varsa bunlardan hangisi pahalıya mal oldu? Bunları ortadan kaldırmak için veya kontrol altına alabilmek için neler yapılabilir? Hangi telefon konuşmaları lüzumsuz, hangileri daha kısa, daha faydalı olabilirdi? Aynı şekilde hangi ziyaret gereksiz, hangi ziyaret daha kısa ve faydalı olabilirdi? Toplantılara ne kadar zaman harcandı? Aslında ne kadar zaman yeterli olabilirdi? Daha kısa zamanda aynı toplantı nasıl başarılı hale getirilebilirdi? Faaliyetlerimi kaydederken kendimi düzeltme temayülünde miyim?

ZAMAN KAYBININ ÖNLENMESİNE DAİR TAVSİYELER

  •  Yanınızda taşıyabileceğiniz küçük bir not defteri bulundurunuz. Hedeflerinizi aylık esasa göre planlayınız; çünkü birçok hedefin gelişme göstermesi için bir aydan kısa bir zaman yeterli değildir. 
  • Gerçekten ulaşmayı arzuladığınız hedefleri tespit ediniz.
  • Sonuçları aylık esasa dayanan gayeye yönelik birkaç belli faaliyet planlayınız. 
  • Zamanın kullanım ve değerlendirmesini, her yeni faaliyetinizin bir parçası yapınız.
  • Vakti mümkün olduğunca tutumlu kullanınız.

Bu anı, her anın değerini tanımak üzere başlatınız. Her anın kendisine göre fırsatları ve sınırları vardır. Mevcut zamanınızın yapısını ne kadar hızla tanırsanız imkanlarını daha iyi biçimde kullanabilir, güçlüklerini de o nispette önleyebilirsiniz. Şu anda fiziki, akli ve hissi yönden kendinizi nasıl hissettiğinizi biliniz. Çevrenizdeki ışık, yer, eşyalar ve insanların farkında olunuz.

Şimdiki zamanı, elinizde mevcut tek zaman olarak kabul ediniz. Geçmiş bitmiştir, şimdiki zamanınız içinde sadece tortusu kalmıştır. Sonuç olarak ulaşmayı hayal ettiğiniz şeyleri gerçekleştirmek ve varmak istediğiniz seviyeye ulaşmak için çalışmanız gereken zaman şimdidir. 

Zamanı en değerli şekilde kullanmaya başlayınız. Ne istediğinizi biliyorsunuz. Ve mevcut zamanınızın ne şekilde kullanılacağını da biliyorsunuz. Her anın verdiği enerjiden ve şartlardan başlayarak bu ikisini birleştirme yollarını arayınız. Örneğin: 

  • Her gün yarım saat önce kalkınız.
  • Bir işi tamamlamadan başka bir işe geçmeyiniz. “Hayır!” demesini biliniz.
  • Hedefe gitmenize mâni olan istekleri kibarca reddediniz.
  • Zamanı işin önemine göre ayırınız.
  • Gününüzü işle doldurmayın. Dinlenmeye, diğer meşguliyetlere de zaman ayırınız.
  • İşin kaçamağını öğrenmekle zaman kaybetmek yerine işi öğrenin. 
  • Saatinizi beş dakika ileride tutun. 
  • Önceden bilinmeyen meseleler için bir “ihtiyat zamanı” ayırınız.
  • Yapabileceğiniz kadar iş yüklenin. Gerisini başkalarına devredin veya başka zamana bırakınız.
  • Zor ve sevimsiz işleri önce bitiriniz. 
  • Kırtasiyeciliği azaltıp düzenli ve tertipli olunuz.

HERKESİN 86.400 TL ‘LİK SERMAYESİ VAR! 

Bir bankada hesap sahibi olduğumuzu düşünelim, her sabah bu hesaba, 86.400 lira para yatırılıyor; fakat bu paranın hepsini akşama kadar harcamak zorundayız. Bu para ertesi güne transfer edilemiyor. Paranı kullansan da kullanmasan da hesap her akşam sıfırlanıyor diyelim. 

 Ne yaparsınız? Tabi ki hepsini harcamaya çalışırsınız. Hepimiz, “zaman” adlı bu bankanın müşterileriyiz.

 Her gün ve her sabah 86.400 saniyeye sahip oluyoruz. Bu saniyeleri yarına transfer etmek imkânsız. Her sabah hesabımız doluyor ama her akşam da boşalıyor. Hesabın geri dönüşü yok. Bu hesabın para birimi saniye. Saniyelerini çok iyi harca. 

 Kendiniz de dâhil ve bütün insanlığın mutluluğu, iyiliği ve güzelliği için. Zaman durmuyor, gidiyor. Her gün için en iyisini yapmaya çalış ki hesabın sıfırlanmasın, işte bu fırsat her an sana veriliyor ve sadece elindeki şu an senin verilen en gerçek armağanındır.”

( Zaman Risalesi,Yaşar Değirmenci kitabından bölümler)

Hoşça ve sinerjiyle kalın… 🙂