Herkese merhaba arkadaşlar! Bugün sizleri sinestezik insanların renkler, sesler, kokular ve tatları bir araya getirerek zenginleştirdiği dünyasında kısa bir yolculuğa çıkarmak istiyoruz. Sinestezi nedir? Sinestezi neden ortaya çıkar? Sinestezinin çeşitleri nelerdir? Sinesteziye sahip olan ve bu sayede yeteneklerini daha etkili kullanan sanatçılar kimlerdir? gibi sorularla size sinesteziyi anlatmaya çalıştık. Keyifli okumalar dileriz.

Sinestezi Nedir?

   Yunanca duyu anlamına gelen “asisthesis” ve birlikte anlamına gelen “syn” kelimelerinin birleşimiyle oluşmuş ve dilimize İngilizcedeki “synesthesia” kelimesinden sinestezi olarak geçmiş bir kelimedir ve “birleşik duyu” anlamına gelmektedir. Türkçeye duyum ikiliği olarak da çevrilebilir. Sinestezik kişilerde herhangi bir duyunun uyarımı otomatik olarak başka bir duyu algısını tetiklemektedir. Sinestezi, kimileri tarafından hastalık, anormallik olarak kabul edilirken bazılarına göre de mistik bir insan yeteneği olarak kabul edilir. Sinesteziyi biyolojik bir olaydan ziyade sosyal ve kültürel bir fenomen olarak görenler de vardır.

   Sinestezik kişiler dışarıdan bir fiziksel uyarıcı olmadığı halde bir ya da birden fazla farklı duyuyu aynı anda algılayabilirler. Bu kişiler için bazı harflerin, sayıların renkleri olabilir, bazı kelimeler onlar için bir tat ifade edebilir veya örneğin pazar gününün sinirli olduğunu algılayabilirler.

Sinestezi Nasıl Ortaya Çıkar?

   Araştırmaların sonucunda sinestezinin normal insanların nöronları arası bağlantılarının zamanla yok olurken bu kişilerde yok olmamasından kaynaklandığı sonucuna varılmıştır. Yani aslında doğduğumuzda bizler de sinesteziye sahiptik ancak bizim duyularımız birbirini ayırt etmekte geliştikleri için bu özelliğimizi kaybettik diyebiliriz.

Sinestezi Çeşitleri

   Günümüzde sinestezinin 60’tan fazla türü olduğu düşünülmektedir ancak bunları iki başlık altında toplayabiliriz. Birincisi sebebi bilinmeyen ve çoğunlukla geçici olan sinestezilerdir. İkincisi ise sonradan kazanılmış sinestezidir. Bu genellikle epilepsi gibi hastalıkların sonucunda ortaya çıkar.

   Sinestezi bu kategorilerden daha çok duyuların etkileşimine göre sınıflandırılır. Bunlardan birkaçına birlikte bakalım:

  • Grafem-renk sinestezisi:  Bu sinestezi çeşidi renkleri harflerle ilişkilendirmekle oluşur. Mesela kişi “G” harfini yeşil olarak görür.
  • Sözcüksel-tatsal sinestezi: Bir kelimeyi duymanın bir tadı çağrıştırdığı nadir görülen bir sinestezi türüdür.
  • Ses-renk sinestezisi: Sinestezik kişinin notalarla renkleri bağdaştırmasıyla ortaya çıkar.
  • Kişiselleştirme sinestezisi: Kişinin çeşitli günler, mevsimler veya rakamları belli kişiliklerle algılamasıdır.                 

    

Sinesteziye Sahip Olan Sanatçılar

   Sinesteziye sahip olan insanların daha derin bir duygu ve düşünce dünyası olduğu hep düşünülmüştür. Sinesteziyi sanatlarını icra ederken, kendilerini anlatırken kullanmış bazı sanatçılar vardır. Arthur Rimbaud, Charles Baudelaire, Vladimir Nabakov, Eddie Van Halen, Billy Joel gibi kişileri örnek verebiliriz.

   Bu kişilerin yanında ressam Van Gogh’un da sinestezik olduğu düşünülüyor. Bunun sebebi de kardeşine yazdığı mektupta kişilerin “karakteristik renk paleti” olduğunu, bazı sanatçıların çizerken huzursuz bir eli olduğunu ve bunun tekniklerine kemana benzer bir ses verdiğini söylemesi.

   Bundan birkaç yıl sonra sanatçı piyano öğrenmeye başlar ve bir süre sonra piyano için şu ifadeyi kullanır “Oyun deneyimi ezici oldu: her nota bir renk uyandırdı.” Piyano hocası bu ifadeye şaşırır ve onu “deli” ilan eder. Sanat tarihinde bu tür örneklere rastlamak mümkündür.

   Umarız sizler için faydalı ve okurken keyif aldığınız bir yazı olmuştur. Hoşça ve sinerjiyle kalın!