Herkese merhabalar! Bugün sizleri zorlu yolları koşarak geçen bir kahramanla bir araya getiriyoruz. “Başarı Hikayeleri” serimizde de kendisine yer verdiğimiz, Türkiye’ye atletizm alanında ilk dünya şampiyonluğunu getiren kahraman Ramil Guliyev Sinerji Blog’da bizlerle!

  1. Ramil Bey, merhabalar! Öncelikle sizlere röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz ve nezaketle yaklaşımınız için çok teşekkür ederiz. Sizi aramızda görmek çok hoş! Biz sizleri zorlu yolları koşarak geçen bir kahraman olarak tanımladık. Peki siz kendinizi nasıl tanımlarsınız? 

Ben Ramil Guliyev. 1990’da Bakü’de doğdum ve 6 yaşından itibaren hayatımı spor ile tanıştırdım. Aslında benim annem beni yüzmeye gönderdi ve sonra birçok branş denedikten sonra 14 yaşından itibaren atletizmdeydim. Sonrasını da biliyorsunuz :))

  1. Hayatınız boyunca farklı spor branşlarında yer aldınız. Peki atletizmde nasıl karar kıldınız? Farklı branşlara dönme eğiliminiz oldu mu? Kendinizi ne zaman atletizmde yer alan benliğe ait hissettiniz?

Ben sporcu bir aileden geldiğim için spor bizim hayatımızın bir parçası. Annem ve babam sporun içinde olduğu için beni de spora başlattılar. Kesinlikle ben de şu an kızımı bir spora vereceğim, biraz daha büyüyünce. Ben çocukluktan tüm atletizm yarışlarını severdim ve izlerdim. Aile olarak tüm dünyadaki olimpiyat 

yarışmalarını beklerdik ve büyük heyecanla izlerdik. 

  1. Spor hayatınıza küçük yaşlarda başladığınızı ve bu yolda birçok başarıya ulaştığınızı biliyoruz. Bir arkadaşımız “Sizce sporcu mu doğulur yoksa zaman içerisinde kendini geliştirerek sporcu mu olunur?” sorusunu sizlere iletmemizi rica etti. Peki siz doğuştan bazı yetkinliklerin kişilerde bulunması gerektiğine inanıyor musun? Bu konu hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

Çok güzel bir soru, bence çocuklukta yetenekli olmak yarışlarda biraz avantaj verir ve yarışı kazanabilirsin. Ama profesyonel sporda sadece yetenekle başarılı olamazsın. Başarılı olmak için çok çalışmak gerekir. Tabiki de yetenek bir avantaj sunar ama başarılı olmak için çok çalışmak gerekir.

  1. Daha çok bireysel olarak çalışmalar yapılacak bir branştasınız. Aynı branşta olduğunuz kişilerle aranız nasıl? Toplu organizasyonlarda sizleri nasıl bir atmosfer karşılıyor?

Tüm sporcular farklı. Çok havalı olanlar da var normal de var. Ama çoğu aslında çok sosyal olurlar ve yarışın dışında çok konuşuyorlar. Rakipliği sadece yarış anında hissedersiniz. Genelde çoğu sporcu ile yarış öncesi ve sonrası her zaman konuşuruz, nasılsın vb şeyleri sorarız. Genelde atletizmde çok güzel atmosfer olur.

  1. Sahip olduğunuz başarılar sayesinde hem Türkiye’de hem de Azerbaycan’da büyük bir gurur kaynağısınız. 2010 yılında Türkiye’ye yerleştiniz ve devamında Türkiye Milli Takımı’nda yer alarak başarılarınıza yenilerini eklediniz. Türkiye vatandaşı olma süreciniz nasıl ilerledi? Türkiye’yi temsil etmenizin özel bir nedeni var mı? 

Süreç biraz zor geçti, ülke değişimi sporda zor olduğu için. 3 yıl uluslararası yarışlarda yarışamadım. Ve o süreç biraz psikolojik olarak zor oldu, ama ben her zaman kendimi motive ediyordum ben mutlaka büyük madalya kazanacağım diye. Sadece çok çalışmak gerekir ve gördüğünüz gibi doğru olanı tercih ettim. Ve başarıyı kazanabildim. Ve inşallah daha büyük şeyleri de başarırız.

  1. Geçtiğimiz günlerde Turkcell Süperlig Atletizm kupasını Fenerbahçe adına kazandınız! Bunun için sizi kutluyoruz. Peki bu pandemi döneminin yarışmalara hazırlanma sürecinize bir etkisi oldu mu? Olduysa bu durumdan nasıl etkilendiniz?

Bu ara pandemi herkesi etkiledi, şu anda pandeminin etkilemediği sporcu tanımıyorum. Pandemi sadece sporu değil tüm dünyayı etkiledi. Çok önemli olan sağlıklı kalmak için pandemi ile mücadele ediyoruz. Bizim hazırlığımız karantina sürecinde sporcu açısından çok kötü oldu. Sürekli evde kaldığımız için formu yüksek seviyede tutmak çok zor oldu ve yapabildiğimiz gibi yapıyorduk idmanları. Ve dünya olimpiyat komitesi ve büyük federasyonlar tüm yarışları seneye ertelediler. Ve sadece birkaç yarış, ülke içi ve uluslararası çok büyük olmayan turnuvalar kaldı. Türkiye’de Süperlig yarışı dahil olmak üzere bu zamanda iyi derece gösterebildik ve kupayı aldık. Ama diğer  taraftan ben bu arada ailem ile zaman geçirebildim, çocuğumun yanında zaman geçirebildim. Çünkü spor hayatını biliyorsunuz sürekli kamplar, sürekli yarışlar oluyor ve ailemizi hiç göremiyoruz.

  1. Birçok başarıya adını yazdırmış ve Türkiye’de atletizm alanında ilk dünya şampiyonu olarak atletizmle ilgilenen genç arkadaşlarımıza ne önerirsiniz? 

Atletizm tüm sporların annesi. Bence tüm gençlerin atletizimden başlaması gerekiyor. Genç sporcular büyük bir hedef koyup o hedefe doğru çalışmalı. Mutlaka başarılı olursunuz. 

  1. Son olarak Marmara Üniversitesi Sinerji Kulübü üyelerine ve destekçilerinize ne söylemek istersiniz.\

Bu zor zamanda sağlıklı kalın mutlaka, dikkat edin. Spor yapın çünkü spor sağlık, hayat demek. Herkese başarılar diliyorum!