Hiç epilepsi nöbeti geçiren birine tanıklık ettiniz mi veya yanınızda biri nöbet geçirecek olsa ne yapılmalı biliyor musunuz? İlk yardımın hayati önem taşıdığını hepimiz biliyoruz. Epilepsi nöbeti geçiren birine yapılacak ilk müdahale de oldukça önemlidir. Gelin birlikte bu yazımızda hem epilepsi hastalığı hakkında bilgi sahibi olalım hem de epilepsi hastalarına nasıl yardımcı oluruz bunları öğrenelim. 

Halk arasında sara hastalığı olarak bilinen epilepsi hastalığı kronik bir rahatsızlıktır. Beyindeki nöronlarla ilgili olan bu hastalıkta istemsiz kasılmalar, duyusal ve bilinç değişiklikleri meydana gelir. Epilepsi hastalığı, kendini anlık ve tekrarlayıcı nöbetlerle belli eder. Çok farklı türleri olan bu hastalık; her zaman kendini şiddetli kasılmalar, ağızdan köpük gelmesi şeklinde göstermez. Bazen sadece bir noktaya dalıp giden kişi de nöbet geçiriyor olabilir. Belirtileri genel hatlarıyla bilinç kaybı, düşme, kas kasılmaları, anlamsız sesler çıkarma, donup kalma, ağızdan köpük gelmesi, hızlı göz hareketleri veya sabit bakan gözlerdir. 

Sebebi Nedir? 

Her zaman sebebi tam olarak belirlenememektedir. Çünkü çok fazla ve farklı mekanizma rol almaktadır. Doğum sırasında veya sonrasında yaşanan bir aksilik, kafa travması, yüksek ateş, aşırı alkol kullanımı, kan şekerinin ciddi derecede düşmesi, beyin kanaması, damar tıkanıklığı, enfeksiyon, kafa içi tümörleri ve beyin iltihapları epilepsi olma olasılığını yükseltmektedir. Epilepsi nöbetlerinin gelişmesini ve kişide ortaya çıkmasını arttıracak diğer etmenler ise yaş, demans ve genetik yatkınlıktır.  

Epilepsi tüm yaş gruplarında görülebilir fakat daha çok erken çocukluk döneminde ve 55 yaş sonrasında görülür. Alzheimer gibi hastalıklar da ortaya çıkmasına ve gelişmesine sebebiyet verebilir. Ailenin herhangi bir bireyinde bu hastalık varsa diğer bireylerde de olma olasılığı yüksektir. Kişi epilepsi hastası değildir fakat kafasına aldığı bir darbeyle nöbetler başlar ve bakılır ki ailede genetik yatkınlık zaten var, kafaya alınan darbe ile bu hastalık baş göstermiş olur. 

Epilepsi hastası olan bireyin hayatı diğer insanlara göre daha özenli ve düzenli olmalıdır. Çünkü nöbetleri tetikleyecek birçok şey vardır. Düzensiz uyku, dengesiz beslenme, stres, aşırı yorgunluk, üzüntü, parlayan ışıklar, alkol kullanımı, rahatsız edici kokular, ateşli hastalık geçirmek ve kafaya darbe alınması nöbeti tetikleyebilecek bazı durumlardır.  

Yaşanma sıklığı da bu gibi sebeplere bağlı olarak değişmektedir. Eğer kullanılıyorsa ilacın düzenli olarak ve saati saatine alınılması da nöbetin yaşanmaması açısından oldukça önemlidir. Nöbet 30 saniye ile 2 dakika arasında değişmektedir. Fakat 5 dakikadan uzun süren veya üst üste birden fazla olan nöbetlere dikkat edilmelidir. Eğer nöbet 5 dakikadan uzun sürüyorsa veya üst üste oluyorsa derhal ambulans çağırılmalı ve doktoruna haber verilmelidir. Bu tarz alışılmışın dışında olaylar oluyorsa doktorunun haberi olmalı ki tedavisi bu sürece göre şekillensin. Çünkü epilepsi tedavisi kişiden kişiye göre de değişmektedir. Nöbetin sıklığı, şiddeti, uzunluğu ve hastanın yaşı, başka hastalığı olup olmaması tedaviyi etkilemektedir. Tedavi derken nokta atışı olan bir tedaviden bahsedilemiyor maalesef. Nöbet geçirmeyi önleyici stratejiler ve ilaçlarla hastalık kontrol altına alınmaya çalışılıyor. Bir tedaviye başlandığı zaman da aynı şekilde devam etmiyor. Ara ara tekrarlanan testlerle hastalığın seyrine göre tedavi de şekilleniyor. Genelde bu hastalığın ömür boyu sürdüğü söyleniyor bu sebeple bu hastalıkla yaşamayı öğrenmek ve benimsemek hayatın bir gereği haline geliyor. Fakat çocuk yaşta başlayan epilepsi doğru tedavi edilirse en geç ergenlik çağına kadar sürüyor.  

Nöbet anı nasıl yönetilmelidir? 

Öncelikle kişinin nöbet geçirdiğinden emin olmalısınız. Her epilepsi hastası aynı şekilde nöbet geçirmez fakat nöbet geçirdiğini anlamak çok da zor değildir. Yukarıda saydığımız birkaç ana belirtiden anlayabilirsiniz.  

Nöbet geçiren birini fark ettiğinizde öncelikle sakin olmalısınız. Başının altına yumuşak bir şey koyup sol tarafa çevirerek bir zemine yatırmalısınız. Kravat, gömlek gibi kıyafetler varsa gevşetmelisiniz ki nefes alması kolaylaşsın. Kendisine zarar verebilecek her şeyi etrafından uzaklaştırmalı, yiyecek veya içecek vermeye çalışmamalı, ağzını açmaya çalışmamalısınız. Kısacası hasta o nöbeti zaten geçirecek, etrafındaki kişiler hastanın daha rahat nöbetini geçirmesine yardım etmelidir. Fakat nöbet uykuda geldiyse kişinin tükürüğü soluk borusuna kaçmış olabilir. Bu gibi durumlarda öncelik kişinin nefes almasını engelleyen faktörü ortadan kaldırmak olacaktır. 

Kasılmalara müdahale etmeye çalışmamalısınız çünkü kişi ne kadar rahat nöbeti geçirirse o kadar kolay nefes alır. Zaten nöbet geçiren kişinin tam manasıyla nefes aldığını söyleyemeyiz çünkü kasılmalar nefes almasını zorlaştıracaktır. Bu sebepten dolayı nöbetin uzaması gibi durumlarda beyne uzun süre oksijen gitmeyeceği için hastaneye götürülmelidir. Yoksa sonuçları daha ciddi olabilir.  

Nöbet sonrasında afallama olması, dengenin tam sağlanamaması, bilincin yerinde olmaması, yorgunluk gibi durumlar normaldir. Nöbet sonrasında kişi uyumak isteyebilir. Fakat yaşanan bu afallama durumu da uzun sürerse kişi yine hastaneye götürülmelidir.  

Yetişkin hastalar nöbet gelmeden önce nöbetin geleceğini anlayabilir ve kendini güvenli bir pozisyonda tutarak nöbetinin geçmesini bekleyebilir. Fakat çocuk hastalar anlayamayacağı için uzun süre yalnız bırakılmamalıdır, yanında her zaman bir yetişkin olmalıdır. Eğer okula gidiyorsa da öğretmeni bilgilendirilmelidir. Yani çocuk hastalarda iş ebeveynlerine düşüyor. Ebeveynler, çocuğun uykusuz kalmamasına, uzun süre aç kalmamasına ve ekran karşısında fazla zaman geçirmemesine dikkat etmelidir. Yetişkin hastalar da üstünde epilepsi hastası olduğuna dair bir şey taşımalıdır ki olası bir nöbet durumunda dışarıdaki insanlar daha kolay yardımcı olabilsin.  

Her yıl epilepsi hastası olan kişi sayısı artmaktadır. 26 Mart günü de her yıl mor gün ya da epilepsi farkındalık günü olarak anılmaktadır. Epilepsi hastaları sanıldığının aksine hayatı dolu dolu yaşayabilirler, hastalıkları onlar için bir engel değildir. Dikkat edilmesi gereken hususlara itina gösterirlerse hayatlarını daha kolay idame ettirebilirler. Bizler de epilepsiyi farkına varalım ve elimizden ne geliyorsa yapalım.  

Hoşça ve sinerjiyle kalın.