Hayal şehrin ikinci serisiyle karşınızdayız! Göz kamaştıran yerleriyle büyüsüne kapıldığımız İstanbul’un bambaşka güzellikleri sizlerle! Hadi, hep beraber yazımıza geçelim!

Kadıköy

Kadıköy’ün Sembolü: Boğa Heykeli

Kadıköy’de biriyle buluşurken mutlaka konum olarak kullandığınız heykel… Kadıköy’ün sembolü ve çok daha fazlası! 1864 yılında heykeltıraş İzidor Bonhevr tarafından yapılan Paris’ten Almanya’ya götürülen heykel, I. Dünya Savaşı sırasında Enver Paşa’ya armağan edilerek İstanbul’a getirilmiş ve İstanbul’da da birçok konum değiştirerek 1969’da günümüzdeki konumunu almıştır. Kadıköy’de mutlaka göreceğiniz yerlerin başında gelir!

Fotoğraf: hurriyet.com.tr

Anadolu Rock ve Pop Müziğinin Gülen Yüzü Anısına: Barış Manço Evi

Moda semtinde bulunan ve bir dönem usta sanatçının yaşamını sürdüğü ev günümüzde müze olarak sevenlerine açılmış durumda! Barış Manço ile ilgili tüm eşyalar, kostümler, fotoğraflar ve daha pek çok detay bu müzede sergilenmekte. Modern zamanların ozanı, çok değerli sanatçımız için açılan bu müze fazlasıyla görmeye değer!

Fotoğraf: kivitadinda.com

Türkiye’nin 6’ncı Opera Binası: Süreyya Opera Binası

Bahariye Caddesi üzerinde bulunan muhteşem iç mimarisiyle Kadıköy’ün görülmeye değer yerlerinden biri daha! 1927 yılında opera binası olarak tasarlanıp opera, tiyatro ve balo salonu olarak yaptırılan, ancak uzun yıllar boyunca yalnızca sinema olarak kullanılan Süreyya Operası, günümüzde de orijinal işleviyle kullanılmakta. Sanat dünyasının hizmetinde olan bu göz kamaştıran yapıyı mutlaka ziyaret etmelisiniz!

Fotoğraf: tiyatrogazetesi.net

Hayal Dünyamızın Dostları: Oyuncak Müzesi

Kadıköy’ün en fazla ziyaretçi kabul eden yerlerinden biri… Sanatçı Sunay Akın’a ait köşkte ziyaretçilerini kabul eden bu müzede hayal dünyanızda yer almış birçok dosta rastlamanız mümkün! Çocukların yanı sıra yetişkinlerin de oldukça dikkatini çeken bu müzede yurt dışından getirilmiş birçok oyuncak da yer alıyor! Daha fazla bilgi almak isteyenler bu sayfayı ziyaret edebilirler.

Fotoğraf: istanbuloyuncakmuzesi.com

Boğazın Karşısında İhtişam: Haydarpaşa Garı

Birçok zarar görmesine rağmen hala heybetiyle varlığını sürdüren yapı, 1908 yılında Berlin’den Bağdat’a demiryolu projesi kapsamında Alman mimarlar tarafından planlanıp anıtsal bir bina olarak inşa edilmiştir. Bu yapıya Selimiye Kışlası’nın yapımında büyük emeği geçen padişah III.Selim’in paşalarından Haydar Paşa’nın adı verilmiş ve bu isimle anılmıştır.

Birçok film, dizi vb yapımlara ev sahipliği yapan Haydarpaşa Garı geçmişten günümüze ihtişamını korumaya devam ediyor!

Fotoğraf: hurriyet.com.tr

Alışverişin Gözdesi: Bağdat Caddesi

Markaların akın ettiği, alışverişin vazgeçilemeyen duraklarından biri olan bu caddeye gitmemek olmaz! Geçtiğimiz yıllarda “Dünyanın 4. En İyi Alışveriş Caddesi” seçilen bu yerde dolu dolu vakit geçirebilirsiniz…

Fotoğraf: orayanasilgiderim.com

Müziklerden Kitaplara Varana: Akmar Pasajı

Kadıköy’de Boğa’dan sonra bir başka sembolden daha bahsedecek olursak mutlaka Akmar Pasajı olur. Günümüzde daha çok kitapseverlerin ve öğrencilerin akın ettiği bu mekan, antika eşya, eski, yeni plak vb birçok şeye ulaşabileceğiniz bir yer! 

Fotoğraf: flickr.com

Bir Tatlı Huzur: Kalamış Parkı

Adına şarkılar yazılan, bölge halkının kafa dinlemek için uğradığı, yeşilliklerin içinde huzurlu bir park! Spor yapmak ve vakit geçirmek isteyenler için birebir…

Fotoğraf: flickr.com

Eyüp

Padişahlar saltanatı elde ettiklerinde kılıç kuşanmaya Eyüp Sultan Camii’ne gelirken Haliç üzerinden kayıkla gelip, at sırtında dönerek hem denizde hem de karada hüküm süreceklerini ilan ederlermiş. O zamanlar ulaşımı zor olan Eyüp, Sarayburnu’ndan ibaret olan İstanbul’a yaklaşık iki saat uzaklıkta yer alırken günümüzde ulaşımı oldukça kolaydır. Tarihiyle huzur bulacağınız sokaklarda keyifle vakit geçirmeniz dileğiyle!

Fransız Yazar ve İstanbul Aşkı: Pierre Loti Tepesi

İstanbul’un şahane manzarasının keyfini çıkarabilmek için şahane bir yer! İstanbul’a karşı duyduğu büyük sevgiyle bilinen Fransız roman yazarı Julien Viaud, bu tepeye Pierre Loti adını vermiştir. Kahvesiyle ünlü olan bu yere adını veren, Kurtuluş Savaşı döneminde de burada olan yazar, 20. Yüzyılın başlarında ülke vatandaşı olmuştur. Hatta bir dönem Eyüp semtinde yaşayan mahlası Pierre Loti olan yazarın ilk romanı Aziyade’nin konusu da burada yaşadığı bir aşktan geliyor. Daha sonra da Türkiye’nin sıkıntılarını anlatan bir kitapta yazmıştır. Eyüp Sultan Türbesi’ne de yürüme mesafesinde olan bu yere mutlaka uğrayın ve manzaranın tadını çıkarın!

Fotoğraf: blogarti.com

Manevi ve Mimari Bir Güzellik: Eyüp Sultan Camii ve Türbesi

Tam adı Ebu Eyüp el-Ensari olan Eyüp Sultan, Hazreti Muhammed’i hicret sırasında evinde yedi ay misafir eden önemli bir sahabe. Müslüman alemi için çok önemli bir davranışta bulunan Eyüp Sultan, İstanbul’u kuşatan Müslüman Ordusu’ndaki komutanlar arasında da yer almıştır ve şehit düşmüştür. İnşası 1458 yılına dayanan Eyüp Sultan Cami, İstanbul’un fethinden sonra İstanbul’da inşa edilen ilk camidir. Aynı zamanda Fatih Sultan Mehmet tarafından başlatılan kılıç kuşanma merasimi Hz. Eyüp’e olan saygıdan dolayı burada yapılmaktaydı. Bu önemli sahabeye yakın olmak isteyen müminlerin çokluğundan dolayı burada geniş bir mezarlık bulunmakta. Sokollu Mehmet Paşa, Fevzi Çakmak ve Necip Fazıl Kısakürek, Ahmet Haşim gibi ünlü şahsiyetler de buraya defnedilmiştir. Tarih ve maneviyat yüklü olan bu yer mutlaka görmeniz gereken yerlere eklenmeli!

Fotoğraf: gezgez.net

Şehrin Ortasında Sakinlik: Göktürk Göleti

Şehrin her ne kadar merkezinde bulunsa da bir o kadar sessiz ve sakin, doğayla iç içe olabileceğiniz harika bir yer! İsterseniz kamp ve karavanla da konaklayabileceğiniz bu yerde kafanızı dinlerken harika doğa manzaralarına da şahit olabilirsiniz!

Fotoğraf: uzungoltur.net

İlk Tekstil Sanayi: Feshane

Feshane, II. Mahmut tarafından 1826 yılında inşa ettirilmiştir. 1835 yılında orduya fes üretmek için kurulan bu fabrikanın özelliği ülkemizde açılan ilk tekstil sanayi fabrika olmasıdır. Günümüzde açık alanı lunapark, kapalı alanı kongre ve toplantı salonu olarak kullanılmaktadır.

Fotoğraf: haberturk.com

Beykoz

İstanbul’da gezilecek yerler deyince ilk akla gelenlerden, göz kamaştıran yerlerinin yanı sıra sakinliğiyle de büyüleyen Beykoz… Ah! Bu arada köylerinin yanında Beykoz’un paçası dillere destandır. Tadına bakmadan geri dönmeyin deriz. Bizden söylemesi… 🙂

Göz Alan Bir Mimari: Hıdiv Kasrı

Çubuklu İskelesi’nin hemen yanında bulunan Hıdiv Kasrı, görmeniz gereken muhteşem binalardan biri. 1907 yılında Mısır’ın son hidivi Abbas Hilmi Paşa tarafından yaptırılmıştır. Dönemin mimari yapısına uygun olarak İtalyan mimar Delfo Seminati yapmıştır. Buharla çalışan ilk asansöre sahip olması yönüyle de oldukça önemlidir. Etrafı ağaçlarla kaplı olan Hıdiv Kasrı, 1996 yılında restore edilmiş ve o zamandan beri de İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından sosyal tesis olarak kullanılmakta. Temiz hava ve uygun fiyatlarla gidebileceğiniz bu muhteşem yapıt son derece görülmeye değer!

Fotoğraf: beltur.istanbul

Eskilerde Yeniçeri Kışlası: Kuleli Müzesi

Görkemli görüntüsü, sahip olduğu iki kulesiyle kendine hayran bırakan bu yapı Yavuz Sultan Selim zamanında Yeniçeri kışlası olarak kullanılmıştır. Bu etkileyici görüntünün sahibi olan bina Sultan Abdülmecit zamanında bir kez daha yeniden inşa edilmiştir. Kırım Savaşı’nda Rusya karşısında Osmanlı ile ittifak kuran İngiliz ve Fransız kuvvetleri tarafından da kullanılmış, hatta hayatını yitiren askerler de hemen arkasında yer alan mezarlığa defnedilmiştir. Daha sonrasında Kuleli Askeri Lisesi olarak da kullanılmış ve günümüzdeki müze halini almıştır. 

Fotoğraf: emlakwebtv.com

Eşsiz Bir Huzur: Polonezköy

Şehir hayatının yoğunluğu sizi bunalttığında kaçacak bir yer mi arıyorsunuz? Tam da aklınızdaki planlara uygun bir yer sizlerle! Temiz havası, göz alıcı manzarası, doğayla iç içe oluşuyla Polonezköy listenizde yer alması gereken yerlerden biri! Şehrin ortasında köy hayatının doruklarını yaşayacağınız bu yerde aynı zamanda konaklamanız da mümkün. Daha fazla bilgi sahibi olmak için bu sayfayı ziyaret edebilirsiniz.

Fotoğraf: polonezkoy.com

İhtişamlı Bir Kale: Anadolu Hisarı

Anadolu yakasında ihtişamıyla gözleri süsleyen bu kale, 1395 yılında Yıldırım Bayezid tarafından İstanbul’un fethi için yaptırılmıştır. Aynı zamanda “Güzelhisar, Güzelcehisar” olarak da adlandırılmaktadır. Etrafında bulundurduğu kafeler ve restoranlarla da ziyaretçilerin odak noktası haline gelmiştir. Temiz havanın size eşlik edeceği bu harika yerde Anadolu Hisarı’nın üst taraflarında yer alan TEMA- Vehbi Koç Doğa Kültür Merkezi de ayrıca görülmeye değer!

Fotoğraf: neoldu.com

Osmanlı Döneminde Kandil Bahçesi: Küçüksu Kasrı

Sultan Abdülmecit tarafından Nigoğos Balyan’a yaptırılmıştır. Eğlenip, dinlenebileceğiniz, şık mimarisiyle Küçüksu semtinde yer alan yerlerden biridir. Günümüzde müze olarak kullanılan bu yapıt, Göksu Kasrı olarak da anılmaktadır. Dış güzelliğinin yanı sıra tarihi değeri de olan bu yere yolunuz düşerse mutlaka uğrayın!

Fotoğraf: tr.wikipedia.org

İstanbul Boğazı’nın Manevi Bekçilerinden Biri: Hz. Yuşâ Tepesi

Beykoz’da yer alan türbede gömülü olan zatın Yuşâ Hazretleri olduğuna inanılmaktadır. Nerede yattığı belli olmadığından tepede 17 metre uzunluğunda bir mezar yeri vardır. İstanbul Boğazı’nın manevi bekçilerinden biri olduğuna inanılan bu türbe Müslümanlar ve Hristiyanlar tarafından oldukça ilgi görmektedir. Bir rivayete göre Hazreti Yuşâ, Musa Peygamber ile birlikte Mecme’ul-Bayreyn’e yani Boğaziçi’ne gelmiş ve vefat ederek bu tepeye gömülmüştür. Aynı zamanda geçmişte yolculuk yapan sefer kaptanları yolculuklarına Üsküdar’dan geçerken Hüdayi Hazretleri’ne, Beşiktaş önünden geçerken Yahya Efendi’ye, Beykoz’dan geçerken de Yuşa Aleyhisselam’a ve Sarıyer tarafında medfun olan Telli Baba’ya yönelerek devam etmiş ve Fatiha’ya davet etmişlerdir. Bu sayede Osmanlı’nın son dönemine kadar Boğaz’ın manevi dört bekçisini saygıyla anarak, İstanbul’un maneviyatını artıran bir gelenek sunmuşlardır.

Fotoğraf: gezimanya.com

Umarız, yazımızı keyifle okumuşsunuzdur. Bizleri evlerde tutan bu süreci sağlıkla atlatmanızı diliyoruz. Bu süreçte evde kaldıktan sonra yine İstanbul’a kavuşacağız. Değerli şairin dediği gibi İstanbul olacağız. Şimdi Mustafa Necati Karaer’in “İstanbul Olmak” şiiriyle sizlere veda ediyoruz. Düşüncelerinizi ve rehberimizde bulunmasını istediğiniz şehirleri yorum kısmında belirtebilirsiniz. Bir İstanbul sabahında buluşmak dileğiyle, sinerjiyle kalın… 🙂

İstanbul Olmak
Değişen belki Boğaz’ın suları,
Bu İstanbul sabahında seni buluyorum.
Nasıl söylemeli bilmemki -aşağı yukarı-
Ben İstanbul’a geldim mi, İstanbul oluyorum..

Bebek’te ellerin, Kücüksu’da yüzün,
Sırtında deniz mavisi bluzun;
Kavak ağaçlarınca ince uzun
Bir İstanbul sabahında seni buluyorum.

Düştü pencerelere bir günaydın,
Evlerin, yolların uyanması yakın,
Tek çizgide şimdi dün, bu gün ve yarın
Bir İstabul sabahında seni buluyorum.

Beni Eyüp’e götürür bulutlar,
Belki onlarında bir bildigi var.
Şarabım beyoğlu, ekmegim Üsküdar,
Ben İstanbul’a geldim mi, İstanbul oluyorum..

Çok uzaklardan gelmişim, ıslanmışım,
Şiir yazmak değil sevmek işim;
Ne olur, bozulmasın düşüm,
Bu İstanbul sabahında seni buluyorum

Ben İstanbul’a geldim mi, İstanbul oluyorum.

Mustafa Necati Karaer