Evet, insanın bin bir hali dedik. Düşünmek için çok uzaklara gitmeye gerek yok kendimizi gözlemlesek bile yeterli cevaba ulaşırız. Birçoğumuz koşuşturmalı hayatların birer parçasıyız. Bunca meşgalenin içinde de doğal olarak çeşitli duygular içinde oluyoruz. Sadece bir gününüzü düşünün, gerçekten öyle değil mi? Üstelik bu farklı duyguların her birinde de farklı kişiliklere bürünüyoruz. Çoğu zamanda kendimizi tanıyamayacak hale geliyoruz. Peki, kendimizi tanıyamayacak hale gelmemiz normal mi? Bir şeyin olması gerektiğinden farklı olması onun ya eksik ya da fazla olduğunu gösterir. O halde biz bu duygular içindeyken kendimizden sıyrılıp farklı bir kişiliğe bürünüyorsak bazı şeylerin eksik ya da aşırı olduğunu söyleyebilir miyiz? “Evet!” dediğinizi duyar gibiyim. Her yolun bir çıkışı olduğu gibi elbette bunun da bir yolu neden olmasın?

Hayatımızda bize ait olan her şeyi yönetme eğilimindeyiz. Beslenmemizi, uykumuzu, işimizi, eğlencemizi… Peki, duygular, onları yönetemez miyiz? 

Duygular ihtiyaçlarımızı, karşılanmayan beklentilerimiz olduğunu ve haklarımızı bize hatırlatırlar. İstemediğimiz bir durumla karşılaştığımızda ya da haksızlığa uğradığımızda öfkeleniriz; basit bir sınava girerken ya da hayatımız için önemli kararlar almamız gerektiğinde tedirgin olur kaygılanmaya başlarız; beklentimizden düşük bir şeyle karşılaştığımızda üzülür hayal kırıklığına uğrarız; güzel bir haber aldığımızda o an için bizden mutlusu yoktur. Yani kısacası duygularımız bizi harekete geçiren önemli bir parçamızdır. Bu duyguları yaşarken bazen ya kendimizden geçeriz ya da başta da söylediğimiz gibi kendimiz olmaktan çıkar farklı bir kişiyle karşı karşıya kalırız? Peki, duyguları nasıl yönetiriz, neler yapmalıyız?

1) Duygularınızın sizden ne istediğine odaklanın!

   Birçoğumuz sevinç, mutluluk, huzur gibi pozitif duyguları sahiplenirken kaygı, öfke, hayal kırıklığı gibi duyguları görmezden gelmeye, onlardan hemen kurtulmaya çalışıyoruz. Oysaki olumlu ya da olumsuz tüm duygular varlığımızın hayati bir parçası ve her birinin hayatta kalmamızı sağlayan görevleri var. Yani duygularında bir var olma sebepleri var. Dolayısıyla da onları iyi ya da kötü olarak sınıflandırmak pek mantıklı olmayacaktır. Her olayın hitap ettiği duygu farklıdır. Mesela yukarda da verdiğimiz örnekteki gibi istemediğimiz bir olayla karşılaştığımızda öfkeleniriz. Yani aslında öfke de bir savunma tepkisidir, olası bir saldırı için bizi hazırlar. Bu nedenle kötü duygular yoktur. Bu konudaki en önemli husus, her duygunun nasıl yorumlanacağını bilmektir.

2) Duygularınıza engel olmayın!

    Çevremizden yola çıkalım. Yaşadığımız bir olay bizi oldukça hayal kırıklığına uğrattıysa eğer zaman zaman bunu ağlayarak ifade ederiz. En yakın arkadaşlarımız, ailemiz vs. “Ağlama, ağlayarak hiçbir şeyi çözüme kavuşturamazsın.” Tarzında ifadelerde bulunurlar. Böylelikle bizim o anki duygularımızı bastırmamızı isterler. Fakat bu sadece duyguların ifadesini erteler. Belki de daha sonrasında daha kötü bir şekilde ortaya çıkar. Bu durumda öncelikle yapılması gereken her duygunun ifade edilme hakkı olduğunu kabul etmektir.

3) Gözlemleyin!

  Daniel Goleman “Dikkat duyguyu düzenler.” der. Duygularınızı yönetebilmek için öncelikle onları anlamak gerekir. Bunun içinde iyi bir gözlem şart. Yaşadığınız olay karşısında tam olarak ne hissettiğinizden emin olduğunuzda o an hangi duyguyu yaşadığınızı bulmak çok daha kolay olacaktır. 

4) Düşüncelerinizi eleştirin!

Düşüncelerimiz bizi birçok şeyi yapmamız için harekete geçiren en büyük etkendir. Onları zihnimizde nerede konumlandırdığımız ya da ne kadar içselleştirdiğimiz duygularımıza da yansır. Yaşadığımız olayları kendi süzgecimizden geçirirken bazen olmasını istediğimiz yöne kayarız. Gerçekte böyle bir şey olmamasına karşın biz o şekilde olmasını istediğimiz için buna inanırız. Bu da bizi yanlış duygulara sevk edebilir ve beklenmedik durumlarla karşı karşıya kalabiliriz. Bu yüzden de düşüncelerimize objektif bir şekilde yaklaşarak onları eleştirmemiz gerekir. 

Duygularımız bizi, hayatımızı anlamlı kılan olgulardır. Bu yüzden onları iyi-kötü, doğru-yanlış biçimde gruplandırmaktansa bir parçamız olduğunu kabul edip duygularımızın farkına varmamız en doğrusudur. Duygularımızla tanışmak, onları fark etmek ve varlığını kabullenmeliyiz! Her duygu insan üzerinde farklı bir etki bıraksa da biz her zaman mutlu olmanızı isteriz. Umarız yazımızı keyifle okumuşsunuzdur! Hoşça ve sinerjiyle kalın ☺