Türk şiirinin en duygulu ve kalıcılığı yakalamış şairlerinden olan Cahit Sıtkı Tarancı deyince aklımıza en bilindik şiiri olan Otuz Beş Yaş şiiri gelir. Peki böyle sade ve etkili şiirlerin şairi kimdir, hiç merak ettiniz mi? 

4 Ekim 1910’da Diyarbakır’da dünyaya gelen Hüseyin Cahit veya bilinen adı ile Cahit Sıtkı Tarancı Türk şair, yazar ve çevirmenidir. İlköğrenimini Diyarbakır’da tamamlayan Tarancı, ailedeki bir geleneği uygulayarak İstanbul’daki Saint Joseph Lisesi’ne gönderilir. Ortaokulu bu lisede tamamlayıp 1928’de sınavla Galatasaray Lisesi’ne yazılır. 

Gerçek bir edebiyat emekçisinin şiir hayatı tam da bu yıllarda başlar. Ömür boyu dost olacağı şair ve yazar Ziya Osman Saba ile de bu yıllarda tanışır.  

İlk şiirleri Galatasaray Lisesi’nin “Akademi” isimli dergisinde ve Servet-i Fünun dergisinde yayımlanır. Fransız okullarında okumuş olmanın etkisiyle ilk şiirlerinde Fransız şairlerin üsluplarıyla benzerlikler görülür. 

1931’de girdiği Mülkiye Mektebi’nden (Siyasal Bilgiler Okulu) ikinci senenin sonunda atılınca Yüksek Ticaret Okulu’na girer ancak memuriyet sınavını kazanıp Sümerbank’ta çalışmaya başladıktan sonra bu okuldan da ayrılmak zorunda kalır. “Ömrümde Sükût” adlı ilk şiir kitabı da henüz Mülkiye Mektebi’nde iken yayımlanmıştır. Öykülerini yayımlamakta olduğu Cumhuriyet gazetesinin sahiplerinin desteği ile yüksek öğrenimini tamamlamak üzere Paris’e gitmiştir. 

Paris’teyken Paris Radyosu’nda Türkçe yayınlar spikerliği yapmış, bir yandan da gazeteye öyküler göndermeye devam etmiştir. Fakat İkinci Dünya Savaşı’ndan dolayı öğrenimini tamamlayamadan Türkiye’ye geri dönmüştür. Askerliğini 1941-1943 yıllarında Ege’nin küçük kentlerinde yapmıştır. Ünlü “Haydi Abbas” şiirini de askerdeyken yazmıştır.

Türk edebiyatının şiir üzerine en çok düşünen şairlerinden biri olan Tarancı’nın esin kaynakları arasında modern Fransız şiirinin Valery, Baudelaire, Rimbaud, Verlaine, Eluard gibi dev ozanlarını görürüz. Ayrıca Mallarmé’den esinlenerek “şiirin kelimeler dini olduğunu” ilk vurgulayan şairdir. Ve yine “İnsanoğlu dünyanın en zengin madenidir.” diyerek bu düşüncesini pekiştirmiştir. Askerlikten sonra çeşitli işlerde çalışmıştır ve 1946 yılında CHP Şiir Ödülü’nde “Otuz Beş Yaş” şiiri ile birincilik almış ve yurt çapında tanınan bir şair olmuştur. 

Cahit Sıtkı Tarancı’nın “Otuz Beş Yaş” şiiri, Türk edebiyatının gözde şiirleri arasında yer almıştır. Behçet Necatigil’in deyişiyle: “Şiirlerinde, yaşamanın ve aşkın güzelliğini öven, ölümün üstünlüğünü vurgulayan, Türkçeyi bütün tatlılık ve anlatım gücüyle şiire geçiren Cahit Sıtkı Tarancı, döneminin en çok okunan şairlerinden biri olmuş, hiçbir akıma bağlanmadan kendine özgü bir şiir geliştirmiştir.” 

Cahit Sıtkı da Mart 1951’de Varlık’ta yayımlanan söyleşisinde kendine özgü bu şiir anlayışının zamanla nasıl geliştiğini şöyle anlatmıştır; “İlk yazılarımda biçim zayıflığı vardı; dize titizliği, “bütün” kaygısı yoktu. Eskiden duymak yeterlidir sanırdım. Ne kadar aldanıyormuşum! Bereket versin, sonradan kendimi toparlayabildim: Ömrümde Sükût ile Otuz Beş Yaş’ı okuyanlar bu farkı görebilirler. Edebiyat anlayışı zamanla oluşur.” 

4 Temmuz 1951’de evlendiği eşi Cavidan Tınaz ile Çalışma Bakanlığında çalıştığı sırada tanışmıştır. 

Evlendikten sonra yazdığı şiirlerini “Düşten Güzel” adlı kitapta toplamıştır. 

1953 yılında geçirdiği bir krizden sonra felç olmuştur. Yatağa bağlı ve yarı bilinçli durumda olan şair, İstanbul ve Ankara’da çeşitli hastanelerde tedavi görmüş ve bir yıl kadar Diyarbakır’daki baba-evinde bakılmıştır. 1956 yılında tedavi ettirilmek üzere devlet tarafından Avrupa’ya götürülmüştür.  

35 yaşı yaşamın yarısı sayan Tarancı ne acı ki 46 yaşında 13 Ekim 1956’da tedavi için gittiği Viyana’da zatülcenp hastalığından, tıpkı ilk kitabında “Kimsecikler duymadan bir kapı açıp gitsem!” dizesinde dediği gibi, ansızın ve sessizce yaşamını yitirmiştir. Cenazesi Ankara’da Cebeci Asri Mezarlığı’na defnedilmiştir. 

Ne doğan güne hükmüm geçer
Ne halden anlayan bulunur
Ah aklımdan ölümüm geçer
Sonra bu kuş, bu bahçe, bu nur
Ve gönül Tanrısına der ki
Pervam yok verdiğin elemden
Her mihnet kabulüm yeter ki
Gün eksilmesin penceremden

Kitaplarına almadığı şiirlerle şiir çevirileri ve kendisi için yazılanlar “Sonrası” adlı kitapta toplanarak 1957’de yayımlanmıştır.  

Arkadaşı Ziya Osman’a yazdığı mektuplar 1957’de “Ziya’ya Mektuplar” adıyla yayımlanmıştır. 

Ailesinin Diyarbakır’daki evi 1973 yılında “Cahit Sıtkı Müze Evi” olarak ziyarete açılmıştır.  

Ve az sözle çokça duyguyu ifade edebilmiş, Türk edebiyatının ölüm şairinin “Otuz Beş Yaş” şiirinden bir parça ile yazımı bitirmek isterim. 

Neylersin ölüm herkesin başında.
Uyudun uyanamadın olacak.
Kim bilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak,
Taht misali o musalla taşında.